Finansal Yönetim

Banka ilişkileri ve kredi limiti yönetimi

Bankalar en çok, ihtiyaç duyulmadan önce kurulan ilişkiye güvenir. Limit planlamasını, teminat yapısını ve düzenli bilgi paylaşımını ele alıyorum.

Bir şirketin kredi limiti, ihtiyaç duyduğu gün açılmaz; ihtiyaç doğmadan önce, güven ilişkisiyle birlikte kurulur. Nakit sıkıştığında bankadan destek isteyen şirket, bankanın yıllardır düzenli bilgi aldığı ve şirketi tanıdığı bir ilişki içindeyse çok daha güçlü bir konumdadır. Bu yazıda banka ilişkilerinin nasıl yönetilmesi gerektiğini, kredi limitlerinin nasıl izleneceğini ve kredi sözleşmelerindeki finansal taahhütlerin neden yakından takip edilmesi gerektiğini anlatıyorum.

Banka ilişkisi bir tedarikçi ilişkisi değildir

Birçok şirket bankaları yalnızca en ucuz faizi veren tedarikçiler olarak görür ve her kredi ihtiyacında teklif toplar. Fiyat elbette önemlidir; ancak bankanın kredi kararı, şirket hakkında sahip olduğu bilgiye ve bu bilginin güvenilirliğine dayanır. Bu nedenle banka ilişkisinin üç temel unsuru vardır:

  • Düzenli ve tutarlı bilgi: Dönemsel finansal tabloların, bütçenin ve önemli gelişmelerin, banka sormadan, belirli bir takvimle paylaşılması.
  • Öngörülebilirlik: Kredi ihtiyaçlarının son dakikada değil, planlı biçimde iletilmesi. Son dakika talepleri, bankanın gözünde nakit planlamasının zayıf olduğunun işaretidir.
  • Kötü haberi erken vermek: Bir sözleşme şartının ihlal edilme riski veya beklenmedik bir kayıp, bankaya şirketten duyulmalıdır; finansal tablolardan veya üçüncü kişilerden değil.

Bankalarla yapılacak dönemsel toplantılarda şirketin performansı, bütçeye göre sapmalar, nakit akışı tahmini ve önümüzdeki dönemin finansman ihtiyacı birlikte ele alınmalıdır. Bu toplantıları CFO’nun yürütmesi, ilişkinin süreklilik kazanması açısından da önemlidir. CFO’nun dış paydaşlarla ilişkideki rolünü CFO ne yapar yazısında ele aldım.

Kaç bankayla çalışmalı?

Tek bankayla çalışmak ilişkiyi derinleştirir ama yoğunlaşma riski yaratır: O bankanın risk iştahı değiştiğinde şirketin alternatifi kalmaz. Çok sayıda bankayla çalışmak ise her ilişkinin sığ kalmasına ve yönetim yükünün artmasına yol açar. Uygulamada şirketin büyüklüğüne ve ihtiyaçlarına göre, ana ilişkinin yürütüldüğü bir veya iki banka ile tamamlayıcı rol üstlenen birkaç bankadan oluşan bir yapı yaygındır. Önemli olan, toplam kullanımın tek bir bankada aşırı yoğunlaşmaması ve her bankanın şirketin kendisi için neden önemli olduğunu bilmesidir.

Kredi limitlerini izlemek

Kredi limitleri yalnızca nakit kredilerden oluşmaz. Teminat mektubu, akreditif, döviz alım-satım ve türev işlem limitleri gibi gayrinakdi limitler de şirketin faaliyetleri için en az nakit krediler kadar önemli olabilir. Limit takibinde şu bilgiler tek bir tabloda bulunmalıdır:

  • Banka bazında limit türü ve tutarı
  • Kullanılan tutar ve kalan kullanılabilir limit
  • Vade yapısı ve yenileme tarihleri
  • Verilen teminatlar ve kefaletler
  • Limitin taahhütlü olup olmadığı veya bankanın takdirine bağlı olup olmadığı

Son madde sık gözden kaçar. Kâğıt üzerinde var olan bir limit, banka tarafından herhangi bir zamanda daraltılabiliyorsa, likidite tamponu olarak tam değerinden sayılmamalıdır. Limitin niteliği kredi sözleşmesinden kontrol edilmelidir.

Varsayımsal örnek: limit kullanımı ve yoğunlaşma

Aşağıdaki şirket ve tüm rakamlar varsayımsaldır (nakit kredi limitleri, milyon TL):

Banka Limit Kullanım Kullanım oranı Toplam kullanımdaki pay
A 120 90 %75 %50
B 80 40 %50 %22
C 60 50 %83 %28
D 40 0 %0 %0
Toplam 300 180 %60 %100

Toplam tabloya bakıldığında 120 milyon TL boş limit rahatlatıcı görünür. Ancak ayrıntı farklı bir tablo çizer: Kullanımın yarısı tek bir bankadadır; C bankasında limitin neredeyse tamamı kullanılmıştır ve boş limitin üçte biri, şirketin hiç kullanmadığı ve dolayısıyla ilişkinin zayıf olduğu D bankasındadır. A bankası limiti yenileme döneminde daraltmaya karar verirse, şirketin bu açığı diğer bankalardan hızla kapatabilmesi kolay olmayabilir. Bu nedenle limit raporunda toplam kullanım oranının yanında banka bazında yoğunlaşma ve yenileme takvimi de gösterilmelidir.

Finansal taahhütler (covenant) ve muhasebe etkisi

Özellikle orta ve uzun vadeli kredilerde bankalar, şirketin belirli finansal oranları koruması şartını koyabilir: net borç/FAVÖK’ün belirli bir düzeyin altında kalması, borç servis karşılama oranının belirli bir düzeyin üzerinde olması gibi. Bu şartların ihlali, kredinin vadesinden önce geri istenmesine yol açabilir.

Taahhütlerin muhasebe etkisi de vardır. IAS 1’de 2022’de yapılan değişikliğe göre, raporlama tarihinde veya öncesinde uyulması gereken taahhütler, yükümlülüğün kısa veya uzun vadeli sınıflandırılmasını etkiler; raporlama tarihinden sonra uyulması gereken taahhütler ise sınıflandırmayı etkilemez, ancak bu durumda ilgili risklerin açıklanması gerekir. Yani bilanço tarihinde ihlal edilen bir taahhüt, uzun vadeli bir kredinin kısa vadeli borçlara aktarılmasına ve şirketin likidite oranlarının bir anda bozulmasına yol açabilir.

Varsayımsal bir örnek: Kredi sözleşmesi net borç/FAVÖK oranının 3,0’ı aşmamasını şart koşuyor. Şirketin net borcu 260 milyon TL, FAVÖK’ü 100 milyon TL; oran 2,6’dır. Net borç sabit kalırsa, oranın 3,0’a ulaşması için FAVÖK’ün 260 / 3,0 = yaklaşık 86,7 milyon TL’ye, yani yaklaşık yüzde 13 düşmesi yeterlidir. Bu marj, bütçe tahminlerindeki makul bir sapmayla tüketilebilecek kadar dardır. Taahhüt testleri bu nedenle yalnızca geçmiş dönem için değil, bütçe ve tahmin senaryoları için de yapılmalıdır. Borç ödeme kapasitesinin ölçülmesini borç ödeme kapasitesi nasıl ölçülür yazısında anlattım.

Maliyet yalnızca faiz değildir

Kredi maliyeti karşılaştırılırken yalnızca faiz oranına bakmak yanıltıcıdır. Komisyonlar, masraflar, teminat maliyetleri, bloke tutulması istenen mevduatlar ve sigorta gibi ek koşullar toplam maliyeti belirgin biçimde değiştirebilir. Farklı teklifler, bu kalemlerin tamamını içeren efektif maliyet üzerinden karşılaştırılmalıdır. Değişken faizli borçlanmanın riskini faiz oranı riski yazısında, döviz cinsinden borçlanmanın riskini ise kur riski yönetimi yazısında ele alıyorum.

Sık yapılan hatalar

  • Bankaya yalnızca kredi ihtiyacı olduğunda ulaşmak
  • Toplam limit kullanımına bakıp banka bazındaki yoğunlaşmayı ve yenileme tarihlerini izlememek
  • Taahhüt testlerini yalnızca yıl sonunda, banka istediğinde yapmak
  • Gayrinakdi limitleri ve verilen teminatları ayrı tablolarda tutup bütüncül görememek
  • Bankalara farklı zamanlarda, birbiriyle tutarsız rakamlar sunmak

Sonuç

Güçlü bir banka ilişkisi, nakit sıkıştığında başvurulacak en önemli kaynaktır ve iyi günlerde kurulur. Düzenli bilgi paylaşımı, banka bazında limit ve yoğunlaşma takibi, taahhütlerin ileriye dönük test edilmesi ve maliyetin bütüncül değerlendirilmesi, bu ilişkinin temelini oluşturur. Nakit sıkışmasını önceden fark etmek için nakit sıkışıklığının erken uyarı işaretleri yazısına bakabilirsiniz. Banka ilişkileri ve finansman yapısına ilişkin çalışmalarımı nakit akışı yönetimi sayfasında bulabilirsiniz.