Finansal Yönetim

Kârlı şirket neden nakitsiz kalır?

Gelir tablosu dönemin performansını anlatır; banka hesabı ise bu performansın ne zaman paraya dönüştüğünü. İkisi arasındaki mesafe, büyüyen şirketlerin en sık yanıldığı yerdir.

Bir şirketin yıl sonunda kâr açıklayıp aynı ay maaş ödemekte zorlanması, dışarıdan bakıldığında bir çelişki gibi görünür. Oysa bu durum bir çelişki değil, iki farklı sorunun iki farklı cevabıdır. Gelir tablosu “bu dönemde ne kadar değer yarattık?” sorusunu cevaplar. Nakit akışı ise “bu değerin ne kadarı, ne zaman kasaya girdi?” sorusunu.

Muhasebe tahakkuk esasına göre çalışır. Satış, fatura kesildiğinde gelir olarak kaydedilir; tahsilatın üç ay sonra yapılacak olması bu kaydı değiştirmez. Aynı şekilde stoka alınan mal, satılana kadar gider değil varlıktır, ama parası çoktan ödenmiş olabilir. Kâr ile nakit arasındaki farkın büyük kısmı bu zamanlama farklarında saklıdır.

İşletme sermayesi: kârın beklediği yer

Kâr ile nakit arasındaki mesafeyi en iyi açıklayan kavram işletme sermayesidir. Basitleştirilmiş haliyle:

  • Ticari alacaklar: Satılmış ama henüz tahsil edilmemiş gelir.
  • Stoklar: Parası ödenmiş ama henüz satılmamış mal.
  • Ticari borçlar: Alınmış ama henüz ödenmemiş mal ve hizmet.

Alacaklar ve stoklar nakdi bağlar, ticari borçlar ise serbest bırakır. Bu üç kalemin toplamındaki her artış, gelir tablosunda görünen kârın bir kısmının bankaya değil bilançoya gittiği anlamına gelir.

Büyüme nakit tüketir

Bu mekanizma en çok büyüyen şirketlerde görünür hale gelir. Satışlar arttıkça alacaklar ve stoklar da artar. Büyümeyi kolaylaştırmak için müşterilere daha uzun vade tanınmışsa, artış daha da hızlanır.

Aşağıdaki tablo varsayımsal bir şirketin iki yılını gösteriyor. Satışlar yüzde 40 artıyor, kâr marjı aynı kalıyor, net kâr yükseliyor. Ancak tahsilat süresi 60 günden 75 güne, stokta kalma süresi 45 günden 55 güne uzuyor.1

Varsayımsal örnek (milyon ₺) Yıl 1 Yıl 2
Satışlar 100,0 140,0
Net kâr (%8 marj) 8,0 11,2
Ticari alacaklar 16,4 28,8
Stoklar 8,6 14,8
Ticari borçlar (9,6) (13,4)
Net işletme sermayesi 15,4 30,2
İşletme sermayesindeki artış (14,8)
Faaliyetlerden nakit akışı (3,6)

Yıl 2’de şirket 11,2 milyon ₺ kâr açıklıyor, ancak işletme sermayesine bağlanan 14,8 milyon ₺ nedeniyle faaliyetlerinden 3,6 milyon ₺ nakit çıkışı yaşıyor. Şirket daha kârlı, ama daha fakir.

Bu örnekte yanlış olan hiçbir şey yok. Satışlar gerçek, kâr gerçek, alacaklar da büyük olasılıkla tahsil edilecek. Sorun, tahsil edilene kadar geçen sürede maaşların, vergilerin, kira ve kredi taksitlerinin ödenmeye devam etmesidir.

Vergi, kârı tahsilattan önce görür

Türkiye’de durumu daha da belirgin kılan bir unsur vergidir. Fatura kesildiği dönemde doğan KDV, tutar müşteriden henüz tahsil edilmemiş olsa bile beyan edilir ve ödenir. Dönem kazancı üzerinden hesaplanan vergiler de tahakkuk eden kâr üzerinden hesaplanır, tahsil edilen nakit üzerinden değil.

Yani vadeli satış yapan bir şirket, henüz eline geçmemiş bir gelirin vergisini kendi nakdinden finanse eder. Nakit planlamasında vergi ödemelerinin “sonradan bakılacak bir kalem” olarak ele alınması, sıkışıklığın tam da en dar haftaya denk gelmesine yol açabilir.2

Ne yapılabilir?

Bu sorunun tek bir çözümü yok; ancak riski görünür kılmanın yolları belli. Bu yolları nakit akışı yönetimi sayfasında bir çerçeve olarak da topladım.

Nakdi haftalık izlemek. Aylık bütçe nakit sıkışıklığını yakalamak için fazla kaba bir çözünürlüktür. Sorun genellikle bir ayın içinde, belirli haftalarda oluşur. On üç haftalık bir nakit projeksiyonu, açılış nakdinden başlayıp tahsilatları ve ödemeleri haftalara dağıtarak kritik haftaları önceden gösterir.

İşletme sermayesi göstergelerini yönetim raporuna almak. Ortalama tahsilat süresi, stokta kalma süresi ve borç ödeme süresi ile bunların bileşkesi olan nakit dönüşüm süresi, kâr marjı kadar yakından izlenmesi gereken göstergelerdir.

Büyüme kararlarını nakit ihtiyacıyla birlikte değerlendirmek. Yeni bir müşteriye ya da pazara açılmanın getireceği kâr kadar, bu büyümenin işletme sermayesine bağlayacağı nakit de hesaplanmalıdır. Bazı büyüme fırsatları, finansmanı önceden planlanmadığında şirketi zayıflatır.

Finansmanı ihtiyaçtan önce konuşmak. Bankayla nakit sıkıştığında yapılan görüşme ile üç ay önceden, bir projeksiyonla yapılan görüşme aynı sonucu vermez.

Sonuç

Kâr, bir şirketin ekonomik olarak doğru yolda olup olmadığını gösterir. Nakit ise o yolda yürümeye devam edip edemeyeceğini. İkisi birbirinin yerine geçmez. İyi bir finansal yönetim, gelir tablosunu okurken bilançoyu, bilançoyu okurken de önümüzdeki haftaların nakit görünümünü aklında tutmayı gerektirir.

Kaynaklar

Notlar

  1. Örnek basitleştirilmiştir: amortisman, yatırım harcamaları, finansman giderleri ve vergi ödemelerinin zamanlaması dikkate alınmamıştır. Tutarlar yuvarlanmıştır. ↩

  2. KDV, geçici vergi ve SGK ödemelerinin takvimi, şirketin faaliyet yapısına ve güncel mevzuata göre ayrıca değerlendirilmelidir. ↩