Vergi

Ticari kâr ile mali kâr neden farklıdır?

Gelir tablosundaki kâr ile kurumlar vergisinin hesaplandığı kâr aynı değildir. Aradaki farkı yaratan kalemleri yıl içinde izlemek, dönem sonundaki vergi tutarının sürpriz olmamasını ve nakit planının doğru kurulmasını sağlar.

Ticari kâr, şirketin gelir tablosunda yer alan, dönemin gelir ve giderlerinin farkı olarak hesaplanan kârdır. Mali kâr ise vergi mevzuatına göre yapılan ilaveler ve indirimlerden sonra ulaşılan, kurumlar vergisinin hesaplandığı kazançtır.

Türkiye’de defterler vergi mevzuatına göre tutulduğu için iki kâr arasındaki fark, finansal raporlama standartlarındaki farklardan değil, beyanname aşamasında yapılan düzeltmelerden doğar. Bu düzeltmelerin büyüklüğü, şirketin gerçek vergi yükünü belirler.

Ticari kârdan mali kâra

Basitleştirilmiş haliyle:

Adım Açıklama
Ticari bilanço kârı Gelir tablosundaki dönem kârı
+ Kanunen kabul edilmeyen giderler (KKEG) Defterde gider yazılan ama vergi matrahından indirilemeyen tutarlar
− İstisna kazançlar Kanunla vergi dışı bırakılan kazançlar
− Geçmiş yıl zararları Mevzuattaki süre ve koşullar içinde mahsup edilebilen zararlar
− İndirimler Kanunda öngörülen indirimler (ör. Ar-Ge indirimi gibi teşvikler)
= Mali kâr (kurumlar vergisi matrahı) Verginin hesaplandığı tutar

Kanunen kabul edilmeyen giderler

KKEG, mali kârı ticari kârın üzerine çıkaran başlıca kalemdir. Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılan bu giderlere örnek olarak şunlar verilebilir:

  • Vergi cezaları ve gecikme zamları gibi ödemeler,
  • Örtülü sermaye ve transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı kapsamında kalan tutarlar,
  • Binek otomobillerine ilişkin giderlerin mevzuattaki sınırları aşan kısımları,
  • Kurumlar vergisinin kendisi.

KKEG’lerin büyük bölümü yıl içinde oluşur ve muhasebe kayıtlarında ayrı izlenebilir. Ayrı bir alt hesapta veya etiketle izlenmediğinde, dönem sonunda hesaplanması zaman alır ve eksik kalma riski taşır.

İstisnalar ve indirimler

İstisnalar mali kârı ticari kârın altına indirir. En bilinen örneklerden biri, belirli koşullarla yurt içi iştiraklerden elde edilen kâr paylarına ilişkin istisnadır. Teşvik niteliğindeki indirimler de benzer etki yaratır. Her istisna ve indirimin kendi koşulları vardır; uygulanabilirliği güncel mevzuatla teyit edilmelidir.

Bu farkı yıl içinde izlemenin faydası

Ticari kâr ile mali kâr arasındaki fark çoğu zaman dönem sonunda, beyanname hazırlanırken hesaplanır. Oysa yıl içinde izlemenin üç somut faydası vardır:

  1. Vergi yükü önceden görülür. Kanunen kabul edilmeyen giderler ve istisnalar yıl içinde izlendiğinde, mali kârın ne olacağı dönem sonunu beklemeden tahmin edilebilir.
  2. Nakit planı doğru kurulur. Geçici vergi ve kurumlar vergisi ödemeleri, ticari kâr üzerinden değil mali kâr üzerinden tahmin edilerek nakit planına yansıtılır. Bunun yöntemini CFO perspektifinden vergi sayfasında anlattım.
  3. Gerçek vergi yükü yönetime görünür olur. Ödenen verginin ticari kâra oranı (efektif vergi oranı), kanuni orandan belirgin biçimde farklı olabilir. Bu fark, yönetimin karar alırken bilmesi gereken bir bilgidir.

Finansal raporlama ile bağlantısı

Finansal tablolar TFRS veya BOBİ FRS’ye göre hazırlandığında, muhasebe kârı ile vergi matrahı arasındaki farklar ikiye ayrılır: kalıcı farklar (KKEG’lerin önemli bir kısmı ve istisnalar gibi) ve geçici farklar. Geçici farklar ertelenmiş vergi hesaplamasının konusudur.

Kararların vergisel sonuçlarının neden karar anında görülmesi gerektiğini Vergi, kararın sonunda değil başında yazısında ele aldım.

Sık sorulan sorular

Ticari zarar eden bir şirket vergi öder mi?

Ödeyebilir. Kanunen kabul edilmeyen giderler yüksekse, ticari zarar eden bir şirketin mali kârı pozitif çıkabilir.

Geçmiş yıl zararları süresiz mahsup edilebilir mi?

Hayır. Kurumlar vergisi mevzuatında geçmiş yıl zararlarının mahsubu belirli bir süreyle sınırlıdır (genel kural olarak beş yıl). Süre geçtikten sonra mahsup edilemeyen zarar avantajı kaybolur; bu nedenle zararların takibi vergi planlamasının parçasıdır.